12 Ocak 2016 Salı

SEVGİLİLER GÜNÜ HEDİYELERİ

Sevgililer Günü, aşka, sevgiye dair bir özel gün kutlaması olduğu kadar tüketim toplumunun da bir ürünüdür. Sistem içerisinde çözülen ilişkiler, dağılan duygu birlikleri aşkın da tüketilmesini beraberinde getirmiştir. Artık çağımız toplumunda aşk, bir meta gibi kolayca sahip olunan ve kolayca vazgeçilen bir duygudur. Sevgiliye alınan hediyeler ile ölçülen duygu yoğunlukları, aşkın da pazara sunulduğu ve sistemde her şeyin değerinin para ile ölçülmesinin sonucudur. Bir özel gün kutlaması olarak Sevgililer Günü'nü daha çekici bir örnek kılmaktadır. Çünkü sevgililer günü kutlamaları ya da hediye alma bir ritüel haline dönüşmüştür.
Sevgililer Günü bugün dünyada pek çok ülke tarafından, haftalar öncesinden yapılan hazırlıklar ile kutlanmaktadır. Bugüne özel hediyeler tasarlanmakta, mağazalarda, sokaklarda ve caddelerde herkese 'hediye' almaları gerektiği hatırlatılmaktadır. Günümüzde insanlar bu özel gün kutlaması olarak hediye almasa bile, medyanın ve sistemin etkisi altında kalarak bu hediye özel gün kutlamasına dair programlar yapmakta ya da bu programlardan haberdar olmaktadır. Duygularda meydana gelen bu parçalanmışlık ve bölünmüşlük, tüketimin ve aynı zamanda postmodernizmin bir ürünüdür. Aşk gibi özel ve göreceli bir kavramın tüketimine örnek olarak, postmodern pazarlama tekniklerinin gözle görülür örneği olarak Sevgililer Gününün seçilmesinin gerekçesi budur.
Tıpkı bir şölen havasında kutlanan Sevgililer Günü postmodern hayat tarzının bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Donahay & Rugimbana & Neal & Polonsky'e göre, Sevgililer Günü, geleneksel olarak hediye verilen dünya çapında bir fenomen haline geldi ve çeşitli sembolik mallara parekendecilerin el koyması ve hediyeleşme vesilesi gibi fırsatlar ile Sevgililer Günü son derece ticari hale geldi (Donahay ve Sevgililer Gününün bir tüketim ürünü olduğu ve piyasa düzenindeki bu özel güne ayrılan payı anlayabilmek için öncelikle tüketimin yaşadığımız çağdaki önemi bilinmelidir. Tüketim, her şeyden önce bir insan eylemidir, insanın ihtiyacı olduğunu alıp tükettiği dönemden, ihtiyacı dışında olanı da tükettiği bir döneme uzanan süreçtir.
Baudrillard'a göre, postmodern topluma, bir imajlar ağının egemendir ve bu imajlar insan ya da toplum yaşamıyla ilgili olguların taklididir. Ancak bu taklitler için bir gerçekliği temsil etmek söz konusu olmamakta; medya ve iletişimin etkinliği ile bu taklit imajlar gösteri ya da oyunlar gerçekliği belirlemektedir. Bu nedenle Baudrillard için postmodern toplumda bir hiperrealite egemendir. Yeni toplumsal hediyeleri düzende işaretler ve kodlar ile gerçeklik kurulmaktadr. Yani Baudrillard'ın deyimiyle gerçekliğin temsili bir içe patlama ile ortaya çıkmaktadır  Çünkü gerçek artık sadece bir kurgudur ve hiperrealite sözcüğü bunu anlatmak için kullanılmaktadır.
sevgililer Günü postmodern yaklaşımın bir ürünü olarak önemli bir paya sahiptir. Sevgililer Gününün postmodern tüketim süreci ile ilişkisini anlayabilmek için ilk olarak, tarihsel arkaplanına bakılmıştır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder