Sevgililer Günü, aşka, sevgiye
dair bir özel gün kutlaması olduğu kadar tüketim toplumunun da bir ürünüdür.
Sistem içerisinde çözülen ilişkiler, dağılan duygu birlikleri aşkın da
tüketilmesini beraberinde getirmiştir. Artık çağımız toplumunda aşk, bir meta
gibi kolayca sahip olunan ve kolayca vazgeçilen bir duygudur. Sevgiliye alınan
hediyeler ile ölçülen duygu yoğunlukları, aşkın da pazara sunulduğu ve sistemde
her şeyin değerinin para ile ölçülmesinin sonucudur. Bir özel gün kutlaması
olarak Sevgililer Günü'nü daha çekici bir örnek kılmaktadır. Çünkü sevgililer
günü kutlamaları ya da hediye alma bir ritüel haline dönüşmüştür.
Sevgililer Günü bugün dünyada
pek çok ülke tarafından, haftalar öncesinden yapılan hazırlıklar ile
kutlanmaktadır. Bugüne özel hediyeler tasarlanmakta, mağazalarda, sokaklarda ve
caddelerde herkese 'hediye' almaları gerektiği hatırlatılmaktadır. Günümüzde
insanlar bu özel gün kutlaması olarak hediye almasa bile, medyanın ve sistemin
etkisi altında kalarak bu hediye özel gün kutlamasına dair programlar yapmakta ya da
bu programlardan haberdar olmaktadır. Duygularda meydana gelen bu
parçalanmışlık ve bölünmüşlük, tüketimin ve aynı zamanda postmodernizmin bir
ürünüdür. Aşk gibi özel ve göreceli bir kavramın tüketimine örnek olarak,
postmodern pazarlama tekniklerinin gözle görülür örneği olarak Sevgililer
Gününün seçilmesinin gerekçesi budur.
Tıpkı bir şölen havasında
kutlanan Sevgililer Günü postmodern hayat tarzının bir yansıması
olarak karşımıza çıkmaktadır. Donahay & Rugimbana & Neal &
Polonsky'e göre, Sevgililer Günü, geleneksel olarak hediye verilen dünya
çapında bir fenomen haline geldi ve çeşitli sembolik mallara parekendecilerin
el koyması ve hediyeleşme vesilesi gibi fırsatlar ile Sevgililer Günü son
derece ticari hale geldi (Donahay ve Sevgililer Gününün bir
tüketim ürünü olduğu ve piyasa düzenindeki bu özel güne ayrılan payı
anlayabilmek için öncelikle tüketimin yaşadığımız çağdaki önemi bilinmelidir.
Tüketim, her şeyden önce bir insan eylemidir, insanın ihtiyacı olduğunu alıp
tükettiği dönemden, ihtiyacı dışında olanı da tükettiği bir döneme uzanan
süreçtir.
Baudrillard'a göre,
postmodern topluma, bir imajlar ağının egemendir ve bu imajlar insan ya da
toplum yaşamıyla ilgili olguların taklididir. Ancak bu taklitler için bir
gerçekliği temsil etmek söz konusu olmamakta; medya ve iletişimin etkinliği ile
bu taklit imajlar gösteri ya da oyunlar gerçekliği belirlemektedir. Bu nedenle
Baudrillard için postmodern toplumda bir hiperrealite egemendir. Yeni toplumsal hediyeleri düzende işaretler ve kodlar ile gerçeklik kurulmaktadr. Yani Baudrillard'ın
deyimiyle gerçekliğin temsili bir içe patlama ile ortaya çıkmaktadır Çünkü gerçek artık sadece bir kurgudur ve hiperrealite sözcüğü
bunu anlatmak için kullanılmaktadır.
sevgililer Günü postmodern
yaklaşımın bir ürünü olarak önemli bir paya sahiptir. Sevgililer Gününün
postmodern tüketim süreci ile ilişkisini anlayabilmek için ilk olarak, tarihsel
arkaplanına bakılmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder