21.yüzyıl'da yaşanan tüketim
örüntüleri, toplumsal yaşam pratiklerinden tüm toplumsal algılarımıza kadar her
şeyin 'tüketilebilir' olduğu fikrini ortaya çıkarmıştır. Aşk da, bu tüketilebilir
kavramlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşkların hızlıca tüketildiği ve
tüketilen aşkların yerine hızlıca bir yenisinin konulduğu bu sistemde imkansız
olan, kavuşulamayan ve yıllanmış aşkların önemi kalmamıştır. Toplum hızla
değişmektedir ve bu hızlı değişim, yeni kavramlara uyum sağlamayı
gerektirmektedir. Artık duygular da tüketim toplumunun bir ürünü haline
gelmiştir. Özellikle 2000'li yıllara gelindiğinde, Türk toplumunda büyük bir
dönüşüm ve değişim yaşanmıştır. Bu farklılaşma, bireylerin günlük yaşantılarına
yansımış ve 'kişiye özel' olanların 'topluma dair' olarak yaşandığı
görülmüştür. Alınan hediyeler ile yapılan kutlamalar, birçok çift için
birbiriyle benzerlik göstermeye başlamıştır.
Tüketim toplumu olma
sürecinde, medya da bu doğrultuda gücünü göstermiş ve televizyonda,
gazetelerde, internette yaygınlaşan Sevgililer Günü reklamları ve promosyonlar,
kişilerin algısını bu yöne çekmeye hizmet etmiştir. Örneğin internette online
alışveriş siteleri çeşitli kampanyalar ve reklamlar hazırlamakta, 'uygun',
'cazip' fiyat seçenekleri ile birer tüketici olan 'sevgili'lere satış
yapmaktadır. Böylece alınan hediyeler herkes için benzer olmaya başlamıştır;
çünkü hediye kavramı da modanın ve imajın gücüne maruz kalmaktadır. Toplumda
moda haline gelen bir hediyeleşme ve özel gün kutlama gelenekleri ortaya
çıkmıştır.
Sevgililer Günü ve aşk
çerçevesinde tüketim, yeni tüketici kitleleri de ortaya çıkarmıştır. Anlık
hazzın ve mutluluğun peşinde koşan bu yeni tüketici kitlenin eylemlerinde
sürekli bir tüketme arzusu görülmektedir. Medyanın toplumda artan gücü ve
modanın, imajın ve diğer nesnelerin tüketici eylemlerini yönlendirmedeki gücü,
tüketimi toplumsal yaşamda daha etkin kılmaktadır. Çünkü tüketim süreci bireye
sadece kişisel ihtiyaçlarını gidermede değil, içinde yaşadığı toplumun sosyal,
kültürel ve sembolik ihtiyaçlarının da giderilmesinde etkilidir. Bu bağlamda
Sevgililer Günü, sembolik ve kültürel olanın, bir özel güne atıfta bulunularak
oluşturulduğu bir tüketim ürünüdür.